Oturmaya mı Geldik? – Wall-e

Pixar animasyonlarıyla ilgili endişem bitmek bilmedi. Sevip sevmediğim konusunda kesin kararımı verebilmek için birini seçip okumam gerekiyordu ve “Wall-e”nin gelişi bu açıdan da iyi oldu. “Wall-e” piyasaya anlatımsal varlığını gölgeleyen yüzeysel bir katmanla sarmalanmış olarak çıktı. Bu didaktik ve sığ küresel kirlilik mesajı tam beklediğim gibi çoğu izleyicinin dikkatini dağıtıp çeken bir zoka işlevi de görerek temel anlamsal beklentilerini tatmin etti. Yani “Wall-e” bir çöplüge dönmüş dünya tasviriyle çevre kirliliği uyarısı ve tüketim toplumu eleştirisi yapıyor, ve böylece dolaylı olarak antikapitalist bir söyleme sahip oluyordu. Oysa “Wall-e”nin söylemi çevrecilikten çok erotizm ve dini metinlerle bağlantılı.

Wall-e’nin dişisinin adı Eve. Çok incelikli denemeyecek bir Havva yerleştirmesi. Ama incelikli olan öyküleştirilmek için sanat tarihinden Adem figürünün hangi versiyonunun seçildiği. Film baştan sona dünyadaki tek erkek olan Wall-e’nin gökten gelen dişisiyle elele tutuşma çabası üzerine kurulu. “Wall-e” bu açıdan Michelangelo’nun yazının sonunda verdiğim linkte de görülebilecek ünlü “Adem’in Yaratılışı” freskinin serbest bir yorumu olarak da okunabilir. Üstelik elele tutuşma teması sadece Wall-e ve Eve’in ilşkilerinde de tezahür etmiyor. Wall-e’nin ilişkilerine önayaklık ettiği John (Yahya) ve Mary’nin de (Meryem) ilk temasları olan tesadüfi tutuşma ellerin bir yakın planıyla verilmiş. Bu iki karakterin de semavi dinler tarihindeki iki önemli isimden seçilmiş olması tabii ki filmin mitolojik altyapısıyla ilişkili.

Eve ve Wall-e arasındaki ten teması çabasının aradaki cinsel gerilimi vurgulaması üzerindeki bir ikinci etken de bu iki karakterin bitki figürüyle girdikleri ilişkinin niteliği. Biri erkek diğeri dişi karakterli olmasına rağmen ikisinin de gövdesinde filmin farklı noktalarında yüzyıllarca süren bekleyişten sonra bitmiş olan ilk organik yapıyı sakladıkları rahim niteliğinde bir bölme var. Wall-e ve Eve’in bu bölmelerinde dış dünyanın tehlikelerinden sakındıkları bitki filmin sonunda bir tepenin zirvesinde görülen bitki popülasyonuna dönüşüyor.

Wall-e ile Eve’in Adem ve Havva olarak konumlarını pekiştiren bir detay da Wall-e’nin girdiği uzay gemisinin bilgisayarının (AUTO değil, gemi bilgisayarı) Sigourney Weaver tarafından seslendirilmiş olması. Bu “Alien’ın” odipal okumalarının odağı olan “Mother” (Anne) isimli gemi bilgisayarına yapılmış bir gönderme.

Sonuçta filmin cinsel temas metaforu olarak elele tutuşmayı seçmesi biraz muhafazakar bir yaklaşım olarak görülebilir. Ben bile başta biraz yadırgadım. Yani “Yediyüz yıldır bekliyoruz ve elele mi tutuşacağız? Benim daha iyi bir fikrim var.” demedim diyemem. Ama sonuçta çoğu metafor işaret ettikleri kavramın doğrudan temsilini hasıraltı etmesiyle biraz muhafazakardır. Hepsi değil, çoğu. Son cümle olarak bu sefer iyi bir Pixar filmi izledim diyebilirim.

Söz konusu tablo için;  http://www.netpagz.com/bryce/sistinechapel/CreationofAdam.jpg

About Rafızi


6 responses to “Oturmaya mı Geldik? – Wall-e

  • seda

    filmleri bu derece “okumak”, yorumlamak aldiginiz egitimle mi alakali acaba. mesela bu yazinizi okuduktan sonra anladim ki ben bu filmi, ve saniyorum tum filmleri, mal gibi seyrediyorum. toy story serisinin hepsi en sevdigim filmler arasinda, onlarla ilgili cikarimlariniz da var mi merak ettim.

    • Rafızi

      Tabi ki bir filmin sadece öyküsünü takip etmek de mal gibi seyretmek sayılmaz. Öyküyü izlemek de bir tercih ve bir yönetmen ve senarist sadece öykü anlatarak da kendi disiplinlerinde başyapıt çıkarabilir. Benim bakışımınsa aldığım eğitimle ilgisi var elbette. Ben FTV 2004 mezunuyum. Biz, iki binlerin başlarında mezun olan Bilgi FTV’liler Tuna Erdem, Selim Eyüboğlu çıkışlı olduğumuz için hep bir okuma ağırlıklı bakma çabamız vardır. “Toy Story” serisine gelince, ikinci filmi izlemedim. Bir ara onu da izlersem belki bütün seriyi kapsayan bir okuma yapmaya çalışırım.

  • senar1st

    Takdir ediyorum yorumunuzu…

    Ben film izlerken genelde hep artniyet ararım. Özellikle bu animosyon filmlerinde bunu sık yaparlar. Önplana atılmış bir mesaj geri plana atılmış dikkati çekmeyen başka mesaj… Bir nevi peçenin altındakileri görmek gerek diye düşünürüm.

    Nitekim de öyle oldu. Devreleri bozulan bir robot yeniden tamir edlir ve başkalaşıma uğrar. Uyandıktan sonra eva yı tanımaz. Lakin onun elini tutması geçmişi hatırlatır. Rahatsız oldum açıkçası ben bundan. Robotların duygusu mu olurmuş? Anlayana…

    Fikirlerimi daha toplu daha bilgili(evet, özellikle bunu belirteyim) yaklaştığınız için kutluyorum sizi..

    • Rafızi

      Teşekkür ederim. Evet, biraz artniyetli olmak gerektiğine inanıyorum. Hatta bazen eserleri haksız yargılamamamızı yani nihayetinde artniyetli olmamamızı sağlayan şey artniyetin ta kendisi.

  • Kusad

    Çok iyi bir okuma olmuş. Hollywood artık yeni bir şeyler üretemedikleri için ellerindeki mitolojiyi kullanmayı yeğliyor sanırım. Bir de sıradan bir misyoner pozisyonuna düşmemek için bu tür kılıfları pek bir seviyor. Bakış açınıza hayran kaldım, bundan sonra takipteyim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: