KÖPEKLER! – The Dark Knight

Bu filmde yarasa yok. Üstelik yarasaların “Batman Begins”de bu kadar üzerine gidilmişliğine karşın yok. Tamam, belki her Örümcek Adam filminde de örümcek yok ama Batman filmlerinde ve özellikle Christopher Nolan’ınkilerde yarasa ilham ve manipülasyon sağlayan bir ajan işlevi gördüğü için tekrar edilmeye daha teşnedir. Üstelik Örümcek Adam’ın klasik anlamda bir örümcek barındırmayan iki devam filminde de karşısında örümcek çağrışımı yapan birer kötü adam görürsünüz. İkinci filmdeki ahtapot, ve üçüncü filmdeki kendisinin siyah giyimlisi olarak tanımlanabilecek olan simbiyot, bir kötücül ikiz, Alter-ego olarak yerli yerindeydi. Burada Batman’in öteki yarısı, öyküye beyaz şövalye, Gotham’ın aydınlık yüzü olarak başlayıp karanlık alter-egoya dönüşen Harvey Dent karakteri.

Yarasaların bu kadar ön plandayken bir anda ortadan yokolmaları bilinçli olarak abzürdlüğe yol açan bir u dönüşü. İki filmdeki yarasa varlığının zıtlığı yarasaların bir kavram olarak yokoluşlarının etkisini amplifike eden bir zıtlık oluşturmuş. Peki yarasalar nereye gitti? Bence yarasaları Batman absorbe etti. Batman yarasayı sadece bir kostüm edip giyinmeyi bıraktı ve bu korkusuyla arasına organik bir bağ kurup, onu içselleştirdi. Kısacası, Bruce Wayne yarasalarıyla barıştı. Ya da yarasa gibi görünmeyi bırakıp yarasa gibi davranmaya başladığı an gerçek yarasaların Batman evrenindeki rolü de bitmiş oldu. Sözünü ettiğim organik bağsa yardımcısı Lucius Fox’un (Morgan Freeman) verdiği cihazdan ilham alınarak geliştirilen, ve cep telefonu teknolojisine dayanan sonar sistemi. Filmde bu cihazın cisimleştirilmesinde kullanılan, ve Batman’in POV’sinden izlediğimiz görsel arabirim karanlık ve karışık olması bir yana sürekli etraftan patlayan görselleştirilmiş ses dalgalarının yarattığı kargaşayla takanı adeta kör ediyor. Her yönden gelen uyaranlar yüzünden nereye odaklanacağınızı şaşırıyorsunuz. Yani aslında yarasalar yokolmadı, cep telefonuna evrildiler diyebiliriz. Bu arada Batman’in bu anlardaki POV’leri “Batman Begins”te Rachel Dawes’ın (orada Katie Holmes, bu filmde Maggie Gyllenhaal) Scarecrow’un (Cillian Murphy) karışımına maruz kaldıktan sonra algısında oluşan bozulmaları yansıtan POV planlarıyla karanlık oluşları ve bazı görsel detayların çözülerek kaybolması üzerinden oldukça benzeşiyor.

Ki bu arada Batman serisinde sabit olan, ama Schumacher’in filmlerinde çok yüzeysel işlenmiş olan delilik okumasına varıyoruz. Delilik temasını daha iyi anlamak istediğimizde ise köpekleri açıklama kısmına geliyoruz. Filmde yarasaların boşalttığı yeri köpekler alıyor. Burada Batman’in köpeklerle olan sorunu “Batman Begins”deki gibi bir çocukluk travmasına bağlanmadığı gibi yönetmenin ve senaristlerin bu sorunu açıklamak için başka bir girişimleri de yok. Yani aslında Batman’in köpeklerden korktuğuna dair bir veri almıyoruz. Batman köpeklerden şikayet ederken sadece bu hayvanların yarattığı sıkıntının getirdiği gereksinimi dillendiriyor. Filmin üç sahnesinde Batman köpeklerle didişiyor. Yani varlıkları senarislerin aklına rastlantıyla gelmiş olmalarıyla açıklanamayacak kadar belirgin. Bunlar, Batman’in Scarecrow’u yakaladığı sahne (ki Scarecrow’un kendisi de kendi ilacından tatmış bir delidir), Joker’ı (Heath Ledger) yakaladığı gökdelen çatışmasında köpeklerin üzerine saldırdığı an, ve Two Face’le (Aaron Eckhart) binadan düştükten sonra köpekler tarafından kovalanması. Bir keresinde Tuna Erdem “Aşçı, Hırsız, Karısı, ve Aşığı”nda restoranın dışında dolanıp, gelen gidenin ayaklarına dolanan köpekleri lümpen proletarya olarak okumuştu. Bu filmdeki köpekler de, Batman’in ayağına dolanan ve işini yapmasına köstek olan yaratıklar olarak sunuluyorlar. Yani Batman’in tedavisinin ikinci ayağı (eğer bir deli olarak Batman okumasını yadırgayanlarınız olursa yarasa kostümlerini giyip İstiklal’deki “travesti” lokantalarından birine dalmalarını öneriyorum) kendisinin bu filmdeki korku nesnesi olan köpekleri içselleştirmek. Bana öyle geliyor ki Christopher Nolan bir Batman filmi daha çekerse (ki çekeceğini sanıyorum) bu sefer Batman’in görsel bir arabirim, bir HUD (Heads Up Display) yoluyla maddeleştirdiği, köpeklerin ayrıksı güçteki bir duyusu, olasılıkla koku alma olacaktır. En azından bu canlılarla arasındaki ayrımı muğlaklaştıran tasarımsal değişikliklere gidilecektir. İşte belki o zaman bu korkusu onu işinden alıkoymaktansa avantaja çevrilecek. Zaten “Aşçı, Hırsız…”da da köpekler sadece işinde gücünde insanların değil, örneğin bir tecavüz girişiminin ayağına dolanıyorlardı. Bruce Wayne’in yapıp etmelerini ve Gotham’ın temizlenmesinde alacağı rolü paralize eden etkenlerin ortadan kalkması, hayvanlarıyla barışmasına bağlı. Yani yönetmenin derdi tereddütlerle ilgili. Bruce Wayne’in Rachel Dawes’la ilişkisinde de Gotham’ın temizlenmesinde alacağı rolde de hedefle arasına giren tereddütler sıklıkla ayağına dolanan, eylemlerini paralize eden köpeklerle cisimleştirilmiş. Yönetmenin söylemi açık. Kafanı parazitlerden temizlemeden işe koyulamazsın. Zaten bir şehrin, belki de bir ülkenin pisliklerini temizleyecek geniş çaplı bir girişime sırf düşünsel tereddütler, bizden niye çıkmadı endişesi veya bir kesimin kendini sunum çabasına tepkiyle sekte vurmak gerçekten de hastalıklı bir tavır olurdu.

Yönetmen, Batman’in hayvani yanıyla barışması katmanında tercih ettiği anlatımda kahramanının deforme edilmiş POV planlarına dayanıyor. Böylece sinemanın kendisine ait anlatım gereçlerine yüklenmiş olmasının verdiği isabetlilikle derdini başarıyla anlatıyor. Sıradanlığa ve diğer yönetmenlerin tekrarına düşmeden incelikli sinema yapıyor. Ama iş Batman’in pek çok çizgi roman kahramanıyla paylaştığı çift kişiliklilik sorunsalına geldiğinde Joel Schumacher’le aynı tuzağa (onun kadar sert olmamakla birlikte) düşüp paylaşılan semiyotiğin temel oyuncaklarına baş vurarak basitliğe düşüyor. Mesela yine Two-Face’li “Batman Forever”daki çift yüzlü kabile biblolarına karşılık buradaki çift turalı yazı-tura parası; Rachel Dawes’ı da ikilemde bırakan beyaz şövalye, kara şövalye; ya da birinde suçlular, öbüründe masum insanlar olan feribotlar gibi ikiliklerle yönetmenin bu katmanın kurulumunda çok da incelikli bir iş yaptığını söyleyemiyorum. Yine de Christopher Nolan, Joel Schumacher’in tümüyle başarısız olduğu “bir deli olarak Batman” temasında ağırlıklı olarak başarılı oluyor.

About Rafızi


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: