Idris Terziliği İcat Etmeden – Alien-Prometheus

İlk “Alien” filmi neredeyse baştan aşağı bir doğum eğretilemeleri galerisidir. Yavru zenomorfun Kane’in (John Hurt) göğsünden fırlaması, Kane’in beze sarılı yani kefendeki ama bir yandan da kundaktaki cesedinin uzay boşluğuna fırlatılması, tahliye mekiğinin Nostromo yani “Anne”den ayrılması hep doğum anları. Filmdeki belki en net gebelik alegorisi olan tahliye mekiği sahnesi de bence, sinema tarihinin en kare kare okunması gereken sahnelerinden biri. Psikanalitik, odipal kodlarla tıka basa dolu filmin bu sahnesi kabaca şöyle bir yol izler. Anne adlı gemi bilgisayarını da içeren gemiyi yani kendi annesini geride bırakıp özgür kaldığını sanan Ripley (Sigourney Weaver), ana evini terkederken oğlunu da yanına almış olduğunu öğrenince dehşeye düşer. Filmdeki pek çok gebelik kontrolü metaforundan biri, aynı zamanda da uyku öncesi masalından önce giyilen pijama olan astronot kıyafetini giyen Ripley, koltuğuna otururken oğluna ninni söylemektedir. “You are my lucky star”. Bu sırada geminin içindeki, kaynağı belirsiz bir tik tak sesi doğumun geri sayımını yapmaktadır. Ripley, kumanda paneli yoluyla zenomorfun (Bolaji Badejo) üstüne bazı gazlar sıkarak onu saklandığı yerden çıkmaya zorlar. Yani gecikmekte olan doğuma yapay sancı sağlar. Ardından geminin kapısını açarak zenomorfu uzay boşluğuna atmaya çalışır. Kapı eşiğine tutunan oğul doğuma direnir. Sonunda Ripley’in zıpkınla vurmasıyla dışarı fırlar ama zıpkının kapanan kapıya takılması nedeniyle gemiye, yani göbek kordonuyla annesine bağlı kalır. Kordona tutunarak gemiye yaklaşan zenomorf, gemi gövdesindeki karanlık bir boşluğa saklanır. Yani annesinin kuytusuna sığınır, ana rahmine geri dönmeye çalışır. Ve en sonunda Ripley tarafından üstüne hava, su ve ışık, yani yaşam boşaltılmasıyla ayrılma tamamlanır. Oğlunu uzay boşluğuna yani zor yaşam koşullarına yollayan anne, aynı zamanda ona yaşam bahşetmiştir. Zaten Ripley ve zenomorf arasındaki ilişkinin sevgisiz olmadığını ve mutlak ayrılmanın annenin oğluna duyduğu şefkat ve merhametten de kaynaklandığını ninniden de anlıyoruz.

Peki gebelik ve doğum metaforu “Prometheus”da nasıl çalışıyor? Öncelikle Meredith Vickers’ın aynı zamanda bağımsız bir uzay gemisi olan kişisel yaşam alanı, tahliye mekiğinden arta kalan ana gemiden doğan yavru gemi konumunu dolduruyor. Bunun yanı sıra Alien’da, Ripley’in  içeri almak istemediği, facehugger’la enfekte olmuş olan Kane’i, Ash’in (Ian Holm) sorgusuz sualsiz içeri aldığı sahnedeki yoğun gebelik kontrolünde kadın inisiyatifi savunusunun yerini bu filmde de Elizabeth’in (Noomi Rapace), David’in (Michael Fassbender) içeride tutmaya çabaladığı uzaylı balasını aldırma inisiyatifini eline alması ve ardından kıyımcı erkek mühendisin gebeliğine önayak olmasıyla pro-choice bir tavır almış. Yani Ridley Scott, hemen her filminde görülen feminist damarı elden bırakmamış. Tabi bir de cinsiyet kimliği meselesi var. Pek çok yorumda Meredith’in (Charlize Theron) android olabileceği tahmin edilmiş. Ama bence şüphelenilmesi gereken Meredith’in türü değil, cinsiyet kimliği. Elizabeth sezaryen olmak üzere Meredith’in yaşam alanındaki ameliyat cihazına talimat verince cihaz, erkeklere münhasır olduğu bilgisini veriyor. Janek’in (Idris Elba) Meredith’in odasında geçirdiği saatler ise yönetmen tarafından eksiltilenmiş ve yönetmen filmin sonunda Janek’i itinayla öldürmüş. Yani yönetmen Janek’in ne gördüğünü bilmemizi istemiyor. “Sen robot musun?” diyen Janek, çoğu izleyiciyle aynı hataya düşüp yanlış soruyu sorduğu için de öldürülmüş olabilir. Doğru soru, “Sen erkek misin?” olmalıydı.

Prometheus senaryosunda en çok yerilen noktalardan biri gezegene giden ekibin gerekçesinin muğlak olması. Her iki filmde de gezegene inen geminin güdüleyeni muğlak çünkü bu filmlerin her ikisinde de insanın yabancı yaşam formuyla ilişkisi ve iletişimi tıpkı tek gecelik seks gibi kendiliğinden ve gerekçesiz gelişiyor. Ama bu gerekçesizlik iletişimin tarafları arasında alakasızlıktan kaynaklanan bir mesafeliliğe yol açtığı gibi neredeyse bunun zıttı denecek bir teklifsizliğe de imkan tanıyor. İletişim demişken, kapı tarafından koparılan mühendis kafasına kısa süreli hayat verme deneyinin ilk filmde android Ash’in kopan kafasıyla iletişim kurma sahnesine çok benzediği açık. Burada “Alien”ın açılışındaki uyanış sahnesinde herkesten önce uyananın, karşısındaki monitörde beliren yazıların kendisinin camında yansıdığı, bir anlamda herkesten önce kahvaltı gazetesini okuyan acil durum kaskları olduğunu hatırlamak gerek. Bir de tabi ki ekibin mühendis gemisinde bulduğu devasa büst var. İki filmdeki bunca gövdesiz kafanın bir olası işlevi bunun, Ridley Scott’ın, “Ben bedensel değil, zihinsel süreçlerle ilgileniyorum. Filmimi de bu izlekten giderek okuyunuz.” deme çabası olması. David Charlie’ye enfeksiyon bulaştırıyor, Charlie Elizabeth’i döllüyor, Elizabeth mühendisi sezaryenle doğurduğu yavrusuna peşkeş çekiyor, ve sonunda proto-zenomorf doğuyor. Döl, bedenden bedene, haç elden ele geçiyor.

Sonuca gelirsek. “Prometheus” kesinlikle iyi bir film, ama evet, “Alien” kadar iyi değil. En azından ben ilk bakışta “Alien” kadar kare kare okunabilecek dolulukta bulmadım. Belki ileride yanılırım ve çok yoğun “Prometheus” okumalarıyla karşılaşırız. Ki benim istediğim de böylesi. Öyle ya da böyle, Ridley Scott yaşlanmış ama ihtiyarlamamış.

About Rafızi


8 responses to “Idris Terziliği İcat Etmeden – Alien-Prometheus

  • Murat

    Temmuz Bey merhaba çok güzel bir yorum-çözümleme olmuş. Bizde eleştirmenler bunun gibi davranışbilimsel çözümleme temelli yorumları pek tercih etmezler. Malum sanat toplum için değil, sermayenin vekaletindeki toplum içindir. Elbette Prometheus da simgeler barındıran bir yapım. Ben bundan şikayetçi değilim, amma “herkes bir şey bulsun, herkes mutlu olsun” öğeleri içeriyor (bence); elbette bu da bir tercih yönetmen için, lakin Kubrick filmleri gibi “taraf” ve belirli eğilim yanlısı filmler, insanı daha çok kışkırtıyor, o zaman da seveni kadar sevmeyeni de oluyor. David lynch, Kubrick gibi…

    • Rafızi

      Gerçi bu filmin de sevmeyeni çok oldu ama evet, Kubrick eyvallahı olmayan bir abimizdi. Güzel bir abimizdi.

      • MURAT

        Doğru söylüyorsunuz usta; abimizdi, büyüğümüzdü… Bu filmin aldığı eleştiriler beni de şaşırttı. Fakat insanları anlayabiliyorum. Mesela benim çocukluğum Carl Sagan’ın kozmos belgeselini büyüyerek geçti, Doktor Kim’i de kaçırmazdım. Tam bir bilim-kurgu takipçisiydim. Asimov, Bradbury, Arthur Clarke, Sagan; bu insanların anlatımı beni etkiledi. O zamanlar tabi internet falan yoktu. Şimdiki kadar yayınlara, yayımlara erişemiyorduk. Şimdi daha bir hevesle takipçisiyim; amerikada yayımlanan (maalesef Türkçe’ye hala kazandırılmayan ve çevirileceğini de sanmıyorum) kısa öyküler içeren Amerikan bilim-kurgu edebiyat dergilerinin taaa 60’lardan beri olan sayılarını toplayarak okumaya zaman ayırıyorum. Ben doğal olarak Prometheus filmine farklı bir açıdan bakıyorum, elimde değil ki! Bazıları diyor “ne yani, sonuçta bu bir film. Ne bekliyorsunuz? İzleyeceğiz, eğleneceğiz, salondan çıkacağız” izleyici bunu söylüyor ama yönetmenin kendisi mülakatlarda bir şeyler anlatmak istediğini, belli ilkelere bağlı kalmaya çalıştığını söylüyor. Zaten auteur yönetmenlik bunu gerektiriyor. İsteyen izler gider, tamam, buna saygımız var, ama ben hala bu filmdeki öğeleri düşünüyorsam, şimdi burada bunun tartışmasına vakit ayırıyorsam, demek ki bazı beklentiler içindeyim.

        Şu küçük dünyada son nefesimi vermeden önce bir iki uzun metraj bilim-kurgu filmi yazıp yönetmeyi çok istiyorum. Bu yüzden her fikir, her tartışma, her ayrıntı beni heyecanlandırıyor, beni düşünmeye sevk ediyor.

        Şunu söylemeliyim: Filmi zayıf yapan nokta, karakter gelişiminin oturtulamaması. Bu filmi izlemeden iki gün önce üşenmeden Alien filmini bir daha izledim, Prometheus’tan bir gün sonra Alien’ı bir daha gözden geçirdim. Filmin gerilim havasını veren, her oyuncunun rolü gereği tanıttığı portreyi anlatacak kadar bir durağanlığı var aslında Alien’ın. Prometheus hızlı ilerliyor. Karakterleri hızlı tepki veriyor. Kimisine etkin rol düşmüyor.

        Daha çok şey söyleyeceğim var ama çok yer işgal edecek. Bitiriyorum🙂

      • Rafızi

        Lütfen yer işgal edin. Çok az yorum alıyorum. Blogun yoruma ihtiyacı var.

  • delitez

    Ameliyat cihazının erkek için olmasının sebebi Weyland’ın gemide olması sanırım.

  • greateast

    Filmi henüz izlemedim,izlesem beğenir miyim ? Bundan önceki tüm Alien’ları izlemiş ve türün hayranı olduğumdan ilk bir kaç izlemeye kadar incelemem.İlk önce sevk alırım eğer zevkime uygunsa(efektler,konu vs)Bu da fragmanlara bakılırsa iyi duruyor.İçi boş olmasa bari🙂

    Ayrıca çok iyi bir yazı olmuş.Mümkün olursa filmi izledikten sonra tekrar okumam lazım .Saygılar.

    • Rafızi

      Bence izleyin. Her sorunuzun yanıtlanması gibi bir şartınız yoksa beğeneceğinizi tahmin ediyorum. Filmi beğenmeyenler genelde senaryoyu bazı soruları yanıtsız bırakmakla eleştirenler oldu. Ben eserler sordurdukları her soruya cevap vermek zorunda değildir diyenlerden olduğum için bu konuya çok takılmamak gerektiğine inanıyorum. Ayrıca yazıyı beğendiğinize sevindim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: